Fon Havuzu
Paylaş :

Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS)’nde tarım sektörünün mevcut durum analizi

Özet: Bu makalede tarım sektörünün içinde bulunduğu durumun 7 Temmuz 2017 tarihli Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında  yayımlanan ve 2023 yılı hedefini gösteren “Ulusal İstihdam Stratejisi (2014-2023) ve Eylem Planları (2017-2019)”nda nasıl analiz edildiği işlenmiştir.

2023 yılı hedefini gösteren “Ulusal İstihdam Stratejisi (2014-2023) ve Eylem Planları (2017-2019)” belgesi 07.07.2017 tarihli Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında  yayımlandı ve Ulusal İstihdam Stratejinin (UİS) temel hedefleri şu şekilde belirlendi.

1- İşsizlik oranı, 2023 yılı itibariyle %5 düzeylerine indirilecektir.

2- İstihdam oranı, 2023 yılı itibariyle %55 düzeyine yükseltilecektir.

3- Tarım dışı sektörde kayı dışı istihdam oranı, 2023 yılında %15’in altına düşürülecektir.

   “Ulusal İstihdam Stratejisi (2014-2023) ve Eylem Planları (2017-2019)” belgesinde Temel Politika eksenleri olan

- Eğitim-İstihdam İlişkisinin Güçlendirilmesi

- İşgücü Piyasasında Güvence ve Esnekliğin Sağlanması

- Özel Politika Gerektiren Grupların İstihdamının Artırılması

- İstihdam-Sosyal Koruma İlişkisinin Güçlendirilmesi

konularının her biri için durum analizi yapılarak temel amaç, hedefler,  politikalar ayrı ayrı ele alındı.

 Diğer taraftan belgenin Sektör Stratejileri bölümünde de Bilişim, Finans ,İnşaat, Sağlık, Tarım, Tekstil ve Hazır Giyim ile Turizm Sektörleri hakkında durum analizi yapılarak temel amaç, hedefler,  politikalar (ve uygulanacak tedbirler) ayrı ayrı ele alındı.

 

2023 yılı vizyonu ile hazırlanan Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS), üçer yıllık dönemleri kapsayan ve her yılın sonunda güncellenecek olan Eylem Planları aracılığıyla hayata geçirilecek olup 07.07.2017 tarihinde yayımlanan  “Ulusal İstihdam Stratejisi (2014-2023) ve Eylem Planları (2017-2019)” belgesinde Tarım sektörünün içinde bulunduğu durum şu şekilde analiz ediliyor.

 

Toplumların giderek artan ve çeşitlenen gıda talebinin karşılanması gereği ve tarıma dayalı sanayiler aracılığı ile milli gelire, dış ticarete, istihdama, ödemlere dengesine, biyolojik çeşitliliğe ve ekolojik dengeye olan katkısı nedeniyle tarım pek çok ülke için önemli bir sektördür. Dünyada hızlı nüfus artışı, gelirlerin yükselmesi ve ticaretin büyümesiyle gerçekleşen kişi başı tüketimin artması sonucunda tarım üretiminin önümüzdeki on yıl içinde istikrarlı biçimde artması gerekmektedir. Ancak gerçekleşmesi beklenen bu artışın önceki yıllardan daha yavaş bir oranda olacağı tahmin edilmektedir.

Dünya tarım pazarındaki büyüme, coğrafi olarak gelişmekte olan ülkelere doğru kaymaktadır. Bunun sebebi söz konusu ülkelerdeki üretim maliyetlerinin daha düşük olmasının yanında talebin artıyor olmasıdır. Ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre tarımın toplam istihdam içerisindeki payının giderek azalmasının, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin bir göstergesi olarak kabul edilmesi bu sektörü diğerlerinden ayırmaktadır. Gelişmiş ülkelerde tarımsal istihdamın toplam istihdam içerisindeki payı düşük olmasına rağmen tarıma destek önemli boyutlardadır.

Türkiye ekonomisindeki önemi nispi olarak azalmış olmakla birlikte yurt içi gıda gereksiniminin karşılanması, sanayi sektörüne girdi temini, ihracattaki payı ve istihdama yaptığı katkı açısından tarım hala önemini koruyan bir sektördür. Tarım sektörünün GSYH içindeki payının giderek düşmesi, sanayi ve hizmet sektörlerinin gelişmesinin göreceli olarak daha hızlı gerçekleşmesinden kaynaklanmaktadır. TÜİK verilerine göre, tarım sektörünün ana faaliyet kollarına göre sabit fiyatlarla GSYH içerisindeki payı 1980 yılında %24,4 iken 1990 yılında %16,4, 2000 yılında %12,2 2010 yılında %9,4 olarak gerçekleşmiştir. 2015 yılında ise tarım sektörü GSYH’nin %9’unu oluşturmuştur.

Tarım ve ormancılık sektörü ihracatının toplam ihracat içindeki payı 1996 yılında %0,3, 2000 yılında %6, 2010 yılında ise %4,3 olarak gerçekleşmiştir. 2014 yılında sektörün ihracat payı %3,8 iken 2015 yılında %4’e yükselmiştir. Sektörün ithalat içindeki payı ise 1996 yılında %5 iken 2000 yılında % 3,9 ve 2010 yılında %3,5 olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılında %3,06 olan ithalat payı 2014 yılında yaklaşık yarım puan yükselerek %3,5 olmuştur. 2015 yılında ise bu oran %3,5’dir. 2006 yılından itibaren pozitif değere ulaşmayan sektörü net ihracatı ise 2013 yılında (-2,1) milyar Dolar, 2014 yılında (-2,6) milyar Dolar, 2015 yılında (-1,4) milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir.

Tarım sektöründe yaşanan en büyük daralmalar, ekonomik krizin yaşandığı 2001 yılında %(-7,9) ve küresel iklim krizinin yaşandığı 2007 yılında ise %(-6,7) olarak gerçekleşmiştir. Küresel mali krizin yaşandığı 2008 ve 2009 yıllarında tarım sektöründe sırasıyla % 4,3 ve %3,6 oranında büyüme görülmüştür. 2011, 2012 ve 2013 yıllarında sırasıyla %6,1 %3,1 ve %3,5 büyüyen tarım sektöründe 2014 yılında daralma yaşanmış, büyüme hızı % (-2,1) olarak gerçekleşmiştir. Son olarak 2015 yılında tarım sektöründe %7,6 büyüme gerçekleşmiştir.

TÜİK verilerine göre, Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusun %24,2’sinin kentsel bölgelerde, %75,8’inin kırsal bölgelerde yaşadığı görülmektedir. Nüfusun bu oransal dağılımı giderek kırsal nüfus aleyhine gelişmiş olup, özellikle 1950 yılından itibaren belde ve köylerde yaşayan nüfus azalmıştır. Bu değer, 1960 yılında %68,1 iken 1990 yılında %41, 2000 yılında %35,1, 2008 yılında %25, 2012 yılında %22,7, 2014 yılında %8,2 ve 2015 yılında ise %7,9 olarak gerçekleşmiştir. Kırsaldaki nüfusun oranının son yıllarda yaklaşık %15 oranında bir düşme göstermesinin sebebi, 2012 yılında kabul edilen 6360 sayılı “On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” uyarınca yapılan idari bölünüş değişiklikleridir.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de tarımsal istihdamın toplam istihdam içindeki payı 1950’li yıllardan itibaren önemli miktarda düşüş göstermiş, 1955 yılında %77,4 olan oran 2000 yılında %47,8 olarak kayda alınmıştır. Tarım sektörünün son dönemlerine baktığımızda ise 2007 yılında %23,5’e düşen tarımsal istihdamın toplam istihdam içerisindeki yapı 2008 yılı mali krizinin ardından 2009 yılında % 4,7’ye ve 2010 yılında %25,2’ye yükselmiştir. Tarımsal istihdam oranının sürekli düşerken 20069 ve 2010 yıllarında yükseliş göstermesinin sebebini 2009 yılındaki ekonomik krize bağlamak mümkündür. Bu değerler kriz dönemlerinde atarımın yeniden tercih edilen bir sektör haline geldiğini göstermektedir. 2011 yılı için bu rakam %25,5, 2012 yılında %24,6, 2013 yılında ise %23,6 olarak gerçekleştirmiş ve 2007 yılı seviyesine geri dönmüştür. 2014 yılında %21,1 ve 2015 yılında ise %20,6 olarak gerçekleşmiştir.  Bu azalışın temel nedenleri arasında tarım sektöründe makineleşmeye bağlı olarak işgücü talebinin azalması, sanayi ve hizmetler sektörünün işgücü ihtiyacının artması ile kırsalda hızlı nüfus azalışı ve ekilebilir toprakların parçalanmasıyla tarım sektöründe geçim imkânlarının daralması yer almaktadır. Ayrıca miras hukukuna bağlı olarak arazilerin giderek parçalanması ve üretim maliyetlerinin sürekli yükselmesi kırsalda geçim zorluğuna bağlı zorunlu göçleri beraberinde getirmiştir.

Tarımsal istihdamın önemli özelliklerinden biri de bu sektörde kadınların işgücüne katılma oranın yüksek olmasıdır. Türkiye’de istihdam edilen kadınlar içerisinde tarım sektörü payına bakıldığında, 2010 yılında istihdam edilen kadınların %42,4’ünün, 2011 yılında %42,2’sinin, 2012 yılında ise %39,3’ünün tarım sektöründe yer aldığı görülmektedir. Bu oran 2015 yılında %32,9’a düşmüştür. Tarım sektöründe çalışan kadınların, 2013 yılında &76,8’i 2014 yılnda ise %80,8’i ücretsiz aile işçisi olarak istihdam edilmiştir. Bu oran 2015 yılı için ise %80,7 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum kadınların tarımda büyük oranda ücretsiz aile işçisi olarak çalıştığını göstermektedir.

Tarım sektörü, Türkiye’de kayıt dışılığın en yoğun olduğu sektördür. Kayıt dışı istihdamın içinde tarım sektörünün payı 2010 yılında %49,7, 2011 yılında %50,8, 2012 yılında %52,6, 2013 yılında %53,4 iken 2014 yılında %49,6’ya düşmüştür. Bu oran 2015 yılı için %49,8 olarak açıklanmıştır. Tarımda kayıt dışı istihdama bakıldığında, 2010 yılında %85,4, 2014 yılında %82,3 ve 2015 yılında %81,2 olduğu görülmektedir. Tarımda kayıt dışı istihdamın içinde kadınların payı ise 2010 yılında %53,9, 2014 yılında %53,1 ve 2015 yılında %53,4’tür.

Tarım sektöründe karşılaşılan çocuk işçiliğinde görülen en yaygın güçlükler; zorunlu ilköğretime devam, çalışma yaşı ve çalışmaya başlamada asgari yaşın uygulanması konularında yaşanmaktadır. TÜİK tarafından yapılan anket çalışmalarının sonuçlarında göre, tarımda istihdam edilen çocuklar, çalışan çocukların en geniş kitlesini oluşturmaktadır. TÜİK 2006 verilerine göre, toplam çalışan çocukların %36,6’sı tarım sektöründe çalışmaktadır.  TÜİK 2012 verilerine göre ise toplam çalışan çocukların %44,7’si tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarım söktür içinde de özellikle “Aile İşleri Dışında, Ücret Karşılığı Geçici ve Geçici Tarım İşlerinde Çalışma” çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri arasında tanımlanmış ve öncelikli müdahale edilmesi gereken alan olarak belirlenmiştir.

 

 

Kaynak:  Ulusal İstihdam Stratejisi (2014-2023) ve Eylem Planları (2017-2019) 

Paylaş :